Copyright 2017 - Ekip Tiyatrosu

‘Popüler Gerçek’in yüzleştirdikleri

Medya gerçeğiyle toplum olarak ne zaman buluştuk / yüzleştik? Bunu hiç düşünüp sorguladınız mı?

Peki bunun hayatımıza derin bir örtü gibi salınıp sermelenmesini hızlandıran bilişim teknolojisinin kuşatıcılığını hiç sorguladığınız oldu mu?

Evde, işte, sokakta, araçta, yemekte, yatakta, yolda... kısacası her yerde, hayatın her alanında, her türlü ilişkide kuşatıcı olan sanal medya / dünya gerçeği “yeni insan” diyebileceğimiz bir gerçekliği var etti. Öyle ki; nefes alma biçimimizden yeme içme, giyinme, sevme / sevilme, mutlu / mutsuz olma durumlarımıza kadar her bir şeyi kuşatıp yönlendirici oldu.

Teknoloji gelişme, iletişim / bilişim çağının bilgisi denerek hayatımıza yığılan, günümüzü gecemizi yağmalayan bun “gerçek” kendini “sanal”lıkla adlandırsa da, daha ötesi bir şey.

Ekip Tiyatrosu’nun Tiyatro İstanbul’da sahneye taşıdığı, Cem Uslu’nun kaleme alıp yönettiği Popüler Gerçek oyunu konunun / sorunun hem bu yan / yönlerini karşımıza çıkarıp sorguluyor hem de insana insanca bakışla yaşanması gerekenleri bir bir hatırlatıyor.

Sanatın tözünde var olan sorgulama düşüncesi tam da oyunun odağında yer alıyor.

Bir konuşmamızda Orhan Asena şunu söylemişti: Yazı sanatının en güç olanıdır oyun yazmak. Bunu yazan her şeyi yazabilir. Sahnede her bir sözcüğün anlamı vardır; oyuncu bazen bedeni, bazen de sözleriyle o yalın, etkili anlatımı izleyiciye yansıtmak durumundadır. Bunun için de odağında bir düşünce olmalıdır oyunun.

BEŞ DUYUNUN ANTENLERİ VE SİZ

“Popüler Gerçek”i izlerken, her bir sözdeki o anlamı yakalamaya çalışarak; anlatılanın ne olduğu / niçin / neden dile getirildiğini yakalamak için, sahnedeki her bir oyuncunun sözü / davranışı, eylemlilik hali, ifadesi, oyundaki ritim, ışık, müzik, sahne düzeniyle yaratılan atmosfer birliğini gözetiyorsunuz. Yani sizi izler / izleyen kılan oyunda algınızı açık, hatta beş duyunuzun antenlerini dik tutan bir birlikten söz ediyorum.

Oyunun yazarı / yönetmeni Cem Uslu’nun bunu başarıyla kotardığını söylemeliyim.

Bu genç topluluğun adına yakışır bir “ekip” çalışması çıkarmış olması alkışlanacak düzeyde.

Ülkemizin şu alacakaranlık / karabasan günlerinde içimize umut taşıyan sorgulayıcı, bir o kadar da duyarlıklı bir bakışla karşılaşıyoruz Popüler Gerçek oyununda.

SANATTA EKİP RUHU

Ortaya çıkan / çıkarılan gerçekliklerde elbette oyuncuların oyuna kattıkları ruh göz ardı edilecek gibi değil, karakter çizmedeki başarıları alkışlanmalı.

Sanattaki nedensellik ilkesini kavrayan, bunu sözde / oyunda ruhunu vererek yansıtmayı bilen; anlam birliğini kurarak da izleyici / seyirciyi etkilemeyi önceleyen oyunculuk gücünden söz edebilirim.

Eleştirel bakışsız sanatın etkileyici olabileceğini düşünemem. Hele hele tiyatro, sinema, edebiyatta bu kaçınılmaz olandır. Çünkü anlatıcının bir meselesi vardır hep. Bunu iletken kılarak alımlayıcısına taşımak ister. Görselliğin, sahne / anlatım sanatının gücü de işte buradadır.

“Ekip ruhu” dediğim şeyi bu genç toplulukta görmek bir başarı örneği.

Sanal dünya gerçekliğine bütüncül bakışı / yorumu, oradan hareketle günümüz insanının hiçleşme / şeyleşme durumu; toplumdaki yozlaşmanın neden / niçinleri “oyun”un gücüyle bambaşka bir gerçekliğe dönüşüyor sahnede. Yer yer izleyiciyi gülümsetirken, trajik olanı oyuncuların başarılı yorumuyla düşünce boyutuna taşıyor “Popüler Gerçek”. Kerem Atabeyoğlu bir maestro gibi oyunun odağında yer alırken; Emel Çölgeçen, Almıla Uluer Atabeyoğlu, Nihal Usanmaz ve Cem Uslu üzerinde daha çok düşünüp yorumlayacağımız bir oyun, oyunculuk gücü gösteriyorlar.

Feridun Andaç - Aydınlık Gazetesi - 21 Kasım 2016


Yazının orijinali için tıklayın.